Sayda Kral Nekropolü, 19. yüzyılın sonlarında Osman Hamdi Bey ve Yervant Voskan yönetiminde gerçekleştirilen kazılarla ortaya çıkarılmış olup, Doğu Akdeniz’in en önemli arkeolojik keşifleri arasında yer almaktadır. Zengin bezemeleriyle dikkat çeken İskender Lahdi, Likya Lahdi ve Ağlayan Kadınlar Lahdi, Fenike mezar sanatı açısından belirleyici örnekler hâline gelmiş ve İstanbul’a nakledilmeleri Osmanlı müzeciliğinin kurumsal gelişiminde merkezi bir rol oynamıştır. Ancak bu seçkin grup içinde, aynı arkeolojik bağlamda bulunmasına rağmen başkente taşınmayan sade ve bezemesiz bir lahit bulunmaktadır. Bu çalışma, söz konusu lahdi yalnızca “ikincil” bir eser olarak değil, arkeolojik seçki süreçlerini, küratöryel karar alma mekanizmalarını ve kurumsal anlatıların oluşumunu anlamaya yönelik önemli bir örnek olarak ele almaktadır. Arşiv belgeleri, kazı raporları ve güncel akademik literatürden yararlanılarak dijital arkeoloji yöntemleri, özellikle yapay zekâ destekli rekonstrüksiyon uygulanarak eserin kuramsal bir görselleştirmesi yapılmıştır. Bu dijital yaklaşım, yalnızca teknik bir ikame olarak değil, arkeolojik temsile ilişkin etik ve ideolojik boyutları değerlendirme aracı olarak kullanılmaktadır. Çalışma, dijital miras uygulamalarının mütevazı eserlerin görünürlüğünü ve yorumlanmasını yeniden çerçeveleyerek kültürel miras söylemine daha kapsayıcı, eleştirel ve dengeli katkılar sağlayabileceğini ortaya koymaktadır.
Dijital Arkeoloji Yapay Zekâ Destekli Rekonstrüksiyon Müzecilik Çalışmaları Osmanlı Arkeolojisi Kültürel Miras Görselleştirme
The Royal Necropolis of Sidon, excavated in the late 19th century under the direction of Osman Hamdi Bey and Yervant Voskan, is among the most significant archaeological discoveries in the eastern Mediterranean. The richly adorned Alexander, Lycian, and Sarcophagus of the Mourning Women have become defining examples of Phoenician funerary art, and their transportation to Istanbul played a central role in shaping the institutional development of Ottoman museology. However, within this celebrated ensemble lies a notable absence: a plain, undecorated sarcophagus uncovered in the same archaeological context but excluded from the selection transported to the capital. This study examines the sarcophagus not merely as a “secondary” object, but as a key example for understanding broader processes of archaeological selection, curatorial decision-making, and the shaping of institutional narratives. Drawing on archival documents, excavation reports, and contemporary scholarship, the research applies digital archaeology methods, including AI-assisted reconstruction, to generate a theoretical visualization of the object. Rather than serving solely as a technical substitute, this digital approach facilitates deeper reflection on the ethical and ideological dimensions of archaeological representation. In doing so, the study illustrates how digital heritage practices can reframe the visibility and interpretation of modest artifacts, contributing to more inclusive, critical, and balanced representations within the wider field of cultural heritage discourse.
Digital Archaeology AI-Assisted Reconstruction Museum Studies Ottoman Archaeology Cultural Heritage Visualization
| Birincil Dil | İngilizce |
|---|---|
| Konular | Araştırma, Bilim ve Teknoloji Politikası |
| Bölüm | Araştırma Makalesi |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 17 Ağustos 2025 |
| Kabul Tarihi | 19 Eylül 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 25 Aralık 2025 |
| IZ | https://izlik.org/JA34GH42RP |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 4 Sayı: 2 |
ISSN: 2980-1540
Bu ürün Creative Commons Attribution 4.0 tarafından lisanslanmıştır.
Uluslararası Güncel Sosyal Bilimler Dergisi (CUSOS) aşağıda verilen Alan Endeksleri tarafından taranmaktadır;